ALLAH'IN SONSUZ İLMİ

O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (6/99)

Allah'ın sonsuz ilmini görebilen insanlar için  bütün nimetler  tamamiyle bir mucize ve şükür vesilesidir.İnsan bedeni için sayısız  fayda barındıran bütün  besinler, kesinlikle kör tesadüfler sonucu oluşamayacak kadar mükemmel bir şekilde yaratılmıştır.Sadece verdikleri şifayla değil estetik olarak ta mükemmel olan meyvelere dikkat edecek olursak, iç ve dış yapısındaki renk uyumu,kabuğundaki koruma özelliği ve mevsime göre değişen ihtiyaçları karşılama özellikleri Yüce Allah'ın varlığını ispatlar niteliktedir.

                               

Bir portakalın ya da muzun kabuğu, bu meyvelerin uzun süre tazeliğini korumasını sağlamakla kalmıyor bütün vitaminleride içinde saklı tutuyor.Bu özelliğin hemen hemen bütün meyveler için geçerli olduğunu söyleyebiliriz.Aynı zamanda kışın ihtiyacımız olan C vitaminini karşılayacak portakal,mandalina gibi C vitamininden zengin meyveleri bolca bulmamız mümkünken,aynı şekilde su ihtiyacımızın artacağı yaz mevsiminde karpuz,kavun gibi bol su barındıran meyveleri bulmamız da eşsiz bir yaratılışın olduğunu açıkça ispatlamaktadır.

 Bir ressamın yaptığı  tablo karşısında hayranlığını gizleyemeyen  bir insan, hergün milyonlarca mucizevi nimetle karşılaşmasına rağmen bunları çok doğalmış gibi karşılayıp düşünmekten ve akletmekten uzak bir tavır sergileyerek Allah'ın gücünü yeteri kadar takdir edemiyor.Küçük bir tohumdan çıkan bu mucize meyve ve insana verdiği şifaları düşününce Allah'ın büyüklüğünü bir kez daha görüyoruz.

''Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.'' (76/2-3)